Dolar 16,7021
Euro 17,5285
Altın 970,74
BİST 2.405,36
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 30°C
Açık
İstanbul
30°C
Açık
Cum 30°C
Cts 28°C
Paz 27°C
Pts 29°C

Doğada sadece 120 bireyi saptanan yeni bir bitki türü literatüre girdi

Doğada sadece 120 bireyi saptanan yeni bir bitki türü literatüre girdi
A+
A-
08.06.2022

İZMİR (AA) – HALİL ŞAHİN – İzmir'de bulunan, karanfilgiller familyasına ait, nesli kritik düzeyde yok olma tehdidi altında olan yeni bir bitki türü literatüre girdi.

Tarım ve Orman Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğünün desteklediği Ege Tarımsal Araştırma Enstitüsünün Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümünün iş birliğiyle yürüttüğü "İzmir İlinde Bulunan Nadir, Endemik Ve Tehdit Altındaki Bitki Türlerinin Toplanması Ex Situ Muhafazası Projesi" kapsamında Kemalpaşa ilçesinde kayalık bir bölgede yeni bitki türü bulundu.

"İzmir Kumotu" adı verilen tür, bitkilerin sınıflandırılmasında uluslararası öneme sahip, uluslararası hakemli bilimsel dergi Phytotaxa'da Mart 2022'de yayınlanarak literatüre dahil oldu.

Beyaz çiçekleri bulunan ve yaklaşık 30 santimetreye kadar boylanabilen bu türün, en yakın türle kıyaslandığında eliptik ve ovale dönen yaprakları, daha saplı ve yuvarlak dip yaprağına sahip olması ve taç yapraklarının çanak yapraklarının boyunu yaklaşık 2 kat geçen yapısıyla farklılık gösterdiği belirlendi.

– "120 birey oldukça az"

Arazi taramasında türü keşfeden ekipte bulunan Ege Üniversitesi Biyoloji Bölümünden Öğretim Görevlisi Dr. Volkan Eroğlu, AA muhabirine, bu türle ilk kez 2019 yılında karşılaştıklarını, 2020 yılında detaylı çalışmalar yaparak tür özelliklerini saptadıklarını söyledi.

Bölge genelinde yaptıkları aramalarda başka bireye rastlamadıklarını, türün tohumlarını elde etmek için 1 yıl daha çalıştıklarını anlatan Eroğlu, bitkinin yaprağının boyu, eni, tüy yapısı, erkek ve dişi organı ile tohumlarının yapısını incelediklerini, en yakın türlerden farklılıklarını ortaya koyduklarını, böylece makale olarak yayına hazır hale getirdiklerini belirtti.

Eroğlu, karanfilgiller familyasındaki kumotlarının genellikle küçük boylu olduğunu, peyzaj ve tıbbi amaçlı olarak kullanılabildiğini dile getirdi.

"İzmir Kumotu"nun yaklaşık 1200 metre yükseklikte, 5 kilometrekarelik dar bir alanda, belli bir kayaç tipi üzerinde yayılış gösterdiğini belirten Eroğlu, şunları kaydetti:

"120 bireyle temsil edilen bir tür. Nesli tükenme tehlikesi yüksek bir tür. Uluslararası Türleri Koruma Birliği tarafından belirlenen kriterler var, türün yayılım alanı, birey sayısı, nüfus artışı ve azalışına bağlı olarak bir tehlike sınıfı kategorilemesi yapılıyor. Kritik tehlikede bir tür çünkü yayılış alanı 5 kilometrekare. Oldukça düşük bir alan. 120 birey oldukça az. Yani yok olmanın eşiğinde. Oradaki kayalara herhangi bir şey olduğunda tür dünyadan silinecek anlamına geliyor. Türün korunması için alanın koruma altına alınması gerekir."

– Projede 188 tür belirlendi

Türü keşfeden ekipten Ege Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürlüğünde görevli biyolog ve ziraat mühendisi Dr. Erdinç Oğur da 2014 yılında başlayan projenin 6 yıl sürdüğünü, bu sürede İzmir'e özgü nadir ve endemik 188 tür topladıklarını, bunların 6'sının neslinin yok olma tehlikesi altında bulunduğunu anlattı.

Türkiye'nin biyoçeşitlilik açısından çok zengin olduğunu vurgulayan Oğur, şöyle konuştu:

"Biyoçeşitlilik bazı etkenlerden dolayı tahrip ediliyor. Endemik tür, dar alanda yayılış gösteren ve az birey oluşturan bitki demektir. Dar alanda oldukları için herhangi bir tehditte hemen yok olabilecek özelliğe sahiptir. Endemik türler ülkemizin zenginliğidir. Bunun da korunması ve gelecek nesillere aktarılması bizim için önem arz ediyor. Bakanlık olarak biyoçeşitliliğin korunması ve gelecek nesillere aktarılması için çalışıyoruz."

Bitkiler için en önemli tehdidin insan faaliyetleri olduğuna işaret eden Oğur, ağaçların kesilmesi, tarımsal arazi açılması, yangınlar ve aşırı otlatmadan kaynaklanan tehditleri en aza indirmek için çalışmalar yürüttüklerini ifade etti.

Oğur, 12 yıllık meslek hayatında ilk kez yeni bir türle karşılaştığını, yeni bir tür keşfetme ve gelecek nesle aktarmanın mutluluğunu yaşadığını da sözlerine ekledi.

ETİKETLER: , ,
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.